Gelmek için çok mu uğraştım? Sanırım evet. Peki ne için? Alanda gerçek anlamda bilimsel çalışmalar yapmak, başka bir gözle görebilmek, okul öncesi eğitimi anlayışını, üniversite yaşamını deneyimlemek için..
Buraya bir çok akademik cümle yazabilirim sanırım.ama bu kadar yeter.
Gelmem bir olay oldu biliyorum,nasıl geleceğim, nerde kalacağım, nasıl olacağım ve daha bir sürü soru. Hepsi cevaplandı ve kafamdaki soruların da zamanı gelince cevaplanacağını biliyorum.
Gördüklerimi ve yaşadıklarımı yazmam gerek unutmamak için. İnsan, ne kadar da az şey yazmaya başladı paylaşmak için. Nedense bana öyle geliyor. Önceden yaşadıklarımı sığdıramazdım defterlere, şimdi ise zamanın olmamasından yakınıyorum. Bence kocaman bir yalan. İnsanlar daha çok nasıl tüketebiliriz anlayışını paylaşımlara döktü ne yazık ki. "Bugün ne düşünüyorsun?" sorusu önceden bu kadar çok çıkar mıydı karşımıza? Ya da bu soruyu gerçek anlamda sorsak, şimdi yaşanılan dünya bu hale gelir miydi?
Dünyanın öbür ucunda; dünyanın her yerinde insanlar yaşıyor. Ben geceyi yaşarken, başka bir yerde insanlar güne merhaba diyor. Başka bir yerde temiz su bulabilmek için kilometrelerce yürüyor insanlar ya da biraz daha cips almak için arabasına atlayıp yakınındaki markete gidiyor bir diğeri. Her şey, iyi veya kötü, savaş veya barış, açlık veya tokluk hepsi bu dünyada yaşanıyor ve insanlar sadece kendi yaşamını yaşıyor.
Küçükken sevdiğim şehirden uzakta olduğumda sevdiklerimi yanımda hissetmek için gökyüzüne bakardım. Gökyüzü hep aynı ya, o zaman bana öyle gelirdi, belirli yıldızlar en azından aynı yerde dururmuş gibi..İşte aynı gökyüzü altında olduğumu düşünür, mutlu olurdum. Şimdi gökyüzülerimiz bile farklı..
Burda günlerim şu an için çok heyecanlı geçmiyor. Labaratuvara gidiyorum. Makale okuyorum. Kütüphaneye gidip makale çıktısı alıyorum. Peter'a soru soruyorum. Doktora dersi izliyorum. Dersin adı "Sosyal Gelişimde Süreçler" olmasında rağmen derste; "evrimsel psikobiyoloji" anlatılıyor. ( Biz hala evrim kelimesinden korkmaya devam edelim). Eğitimim başladı, yani başlamış olduğunu varsayıyorum. Daha gözlem yapmaya başlamadım ama eğitimin giriş kısmını tamamladım. Okumam gereken makaleler var.Burda bana sunulan fırsatlar aklımI karıştırdığı için yeniden aklımdakileri bir düzene koymam gerekiyor. Umarım fazla zamanımı almaz.
Amerikalılar gerçekten garip insanlar. Tanıdıklarımın sayısı daha çok az ve onları çok iyi tanıdığımı söyleyemem ama nedense çekiliş türü etkinliklere çok meraklılar. Bir de herkes yiyecek almak için kupon biriktiriyor. Ucuzluk kuponları. Bizim hayatımıza yeni giren, şu internet üzerinden alınan, yüzde elli indirimli kuponlar gibi.Burda gazetelerin verdiği ekleri toplayıp kocaman bir cilt kitap yapabilirsiniz sanırım.
Katıldığım o konferanstan sonra tek bir cümle yazmak gerekirse o şu olurdu sanırım: Bizim daha çok ama çok çalışmamız gerek çocuklar için. Tamamen okul öncesi eğitimi sil baştan başlamak gerek. Okul öncesi eğitim sadece okullarda yok burda. Her yerde. Televizyonda da var. Dün dinazorlar ilgili bir çizgi film izledim. Tamamen öyküsel. Yavru dinazorların maceralarını anlatıyor. Çizgi film bittikten sonra bir antropolog çıkıp çocukların yaşına uygun bilimsel bilgi veriyor dinazorlar hakkında. Evrimi anlatıyor. Bizim ülkemizde bunu yapabilir miyiz?
Bulunduğum enstitünün altında anaokulu var. Onlara göre laboratuvar okulu. Gerekli yerlerle görüştükten sonra haftada bir gün öğleden sonra bir sınıfa öğretmenleriyle birlikte girmeyi planlıyorum.
Umarım benim için tam anlamıyla 7 ay verimli geçer. Bir ayı geri de bıraktım bile. Bundan sonra herşey daha güzel ve istediğim gibi geçsin ki döndüğümde iyi ki gitmişim diyebileyim.
Daha yazılacaklar var elbet. Konferans notları, yeni haberler, katılacağım yeni kongreler.. Hepsini anlatacağım, bunun için zamanım var. En azından "bugün ne yaptın?" sorusunu düşündüğüm kadar.Gerçi, bu soru benim için burda bugün tezin için ne yaptın sorusuna dönüştü ve bugün ben tezim için bir şey yapmadım ama çok güzel kurabiyeler pişirdik Emily ile, Sevgililer Günü için.. Bu da gerekli arada sanırım.
Kapitalizmin göbeğinde Sevgililer Günü'nü de yaşamak varmış..
12 Şubat 2011 Cumartesi
19 Kasım 2010 Cuma
uzun zaman sonra...
Sevgili YÖK yazdığım mektuplara dayanamadı ve bana burs vermeyi uygun buldu. Bir çok işimi hallettim. University of Minnesota'dan gelecek DS-2019 formunu bekliyorum. Pasaport, bilet ve vize işlemlerim var sırada.
Şu an Minnesota'nın hava sıcaklığı gündüz -2 derece. Ocak ayının başında gideceğim için o zaman sıcaklık kaç derece olur bilemiyorum. Ev sorununu henüz çözmüş değilim, iyi niyetimin beni götürdüğü yere gideceğim.
Aslında yazacak çok kelimelerim var ama bazen sadece düşünmek bana yeterli olabiliyor. Amerika'ya gidince sadece düşünmenin yeterli olmayacağını biliyorum. Bu yüzden belki de biriktiriyorum kelimeleri içimde. İnsan bazen de söylemek, düşünmek istemediği şeyleri geçiştiriverir.Sanırım benim için de şu an öyle.
Şu an Minnesota'nın hava sıcaklığı gündüz -2 derece. Ocak ayının başında gideceğim için o zaman sıcaklık kaç derece olur bilemiyorum. Ev sorununu henüz çözmüş değilim, iyi niyetimin beni götürdüğü yere gideceğim.
Aslında yazacak çok kelimelerim var ama bazen sadece düşünmek bana yeterli olabiliyor. Amerika'ya gidince sadece düşünmenin yeterli olmayacağını biliyorum. Bu yüzden belki de biriktiriyorum kelimeleri içimde. İnsan bazen de söylemek, düşünmek istemediği şeyleri geçiştiriverir.Sanırım benim için de şu an öyle.
24 Ekim 2010 Pazar
ozgesdream hakkında
Böyle bir şeyi neden yaptım? Aslında hep aklımda vardı. 1996 yıllından beri defterlerim oldu, aklıma geldikçe yazdım hep.Bilgisayar hayatımıza girdiğinden beri kalem; klavye oldu bir çok insan için, defter/ajanda ise "word belgesi". Sanal ortamı sevemedim hiç. Deftere, kağıda, kaleme dokunmak gerek. Islandığında mürekkebin dağılması gerek. Bir çok kez denedim klavyeden birşeyler yazmak için ama hiç bir zaman beceremedim. Simdi ise bir mecburiyet oldu aslında böyle bir "günlük" (blog) sayfası açmak.
Az önce baktım takvime; 10 haftadan biraz fazla zaman var Amerika'ya gitmek için.Süreç aksaklıklara rağmen devam ediyor..
Amerika hiç bir zaman bir rüya olmadı benim için, hatta her zaman bir adım uzaktan izlemeyi tercih ettiğim ülkelerden biri oldu. Ama gitmek gerek, eğitim adına, gelecek adına. Okul öncesi eğitim alanında nitelikli ve kaliteli örnekleri ülkeme getirebilmek, ilerde yapılacak olan çalışmalarla eksikleri gidermek adına..Bu saydıklarım belki de çok uzaklardaki hedefler, döner dönmez hemen yeni projelerle başlayamayacağım ne yazık ki kaldığım yerden. Keşke öyle olsaydı ama. Akademik yaşamda sorun odaklı ilerleyebilseydi projeler.
Doktora tezimle ilgili çalışmak için gidiyorum Minnesota Üniversitesine. Daha sonraki sayfalarda gittiğim yeri burdan paylaşacağım sizlerle.
Türkiye'de olmadığım zamanlarda bir iletişim yeri olacak burası.Aileme, sevdiklerime ve öğrencilerime buradan ulaşabileceğim.Bir nevi öğrencilerim için danışmanlık devam edecek, onlara okul öncesi eğitimi alanıyla ilgili yeni bilgiler vermeye çalışacağım bir yandan; bir yanda da ailemle ve sevdiklerimle de orda yaşadıklarımı ve yaptıklarımı paylaşacağım. Yaşadığım, çalıştığım yerleri burdan gösterebileceğim sizlere. Yaşanacak özlem biraz olsa da azalacak böylece.
Heyecanlı mıyım? Sanırım henüz daha başlamadı heyecan, kaygı da hissetmiyorum şimdilik.Sanırım daha olan bitenin farkında değilim..Aklımda daha önemli gördüğüm sorunlar, bitirmem gereken işler, gidene kadar yerine getirmem gereken sorumluluklarım ve her hafta yoğun bir şekilde geçecek programım var. Bunlardan arda kalan zamanlarda ise gideceğim için benden daha heyecanlı olan ailemle, üzülen ve kaygılanan sevdiğimle uğraşıyorum.
Orda kimlerle karşılacağım ve neler yaşacağım hakkında hiç bir fikrim yok Üzülebilirim, kırılabilirim, mutlu olabilirim, mutsuz da olabilirim.Hepsini yaşamak gerek, yaşamda nerde olursa olsun bunlar var ve hepsi de insanlar için..İnsanlar için olmamasını dilediğim üç şey var sadece; açlık, yoksulluk ve savaş. Bu üçünün insanlara yaşattığı duyguları ve kendilerini ortadan kaldırmak isterdim..
"Fırsatlar ülkesi" ! "Amerika'ya" gidince şu an savunduğum düşüncelerim ne kadar değişebilir bilemiyorum. Sadece açlık, yoksulluk, savaş adına söylemiyorum. Hiç bir insanın, bu üçünün dünyada olması gerektiğini savunacağını düşünmüyorum.. Benim demek istediğim "Evet, ben de olmasını istemiyorum" demekten daha başka bir şey. Adil ve eşitlikçi bir ülke/dünya için düşündüklerim, olması gereken çözümler, şu an gündem de olan "özgürlük" anlayışından daha farklı bir özgürlük anlayışı..Yaşanılan örnek ülkeler var önümüzde. (Amerika değil tabiki bu..Ama onun iyi anlaşamadığı ülkeler var ;) )
Bütün aklımdan geçenler için gideceğim yerde olan biteni görüp, yaşamak gerek. Orda bulunup, tüm dünyaya ordan bakmak, izlemek ve takip etmek gerek. Değişecek düşüncelerim ve şu an olduğundan daha da ileriye gidecek eminim.
İşte bu yüzden dedim Özge'nin rüyası diye..Benim rüyam tüm insanlık adına..Hep öyleydi ve öyle olacak..
Az önce baktım takvime; 10 haftadan biraz fazla zaman var Amerika'ya gitmek için.Süreç aksaklıklara rağmen devam ediyor..
Amerika hiç bir zaman bir rüya olmadı benim için, hatta her zaman bir adım uzaktan izlemeyi tercih ettiğim ülkelerden biri oldu. Ama gitmek gerek, eğitim adına, gelecek adına. Okul öncesi eğitim alanında nitelikli ve kaliteli örnekleri ülkeme getirebilmek, ilerde yapılacak olan çalışmalarla eksikleri gidermek adına..Bu saydıklarım belki de çok uzaklardaki hedefler, döner dönmez hemen yeni projelerle başlayamayacağım ne yazık ki kaldığım yerden. Keşke öyle olsaydı ama. Akademik yaşamda sorun odaklı ilerleyebilseydi projeler.
Doktora tezimle ilgili çalışmak için gidiyorum Minnesota Üniversitesine. Daha sonraki sayfalarda gittiğim yeri burdan paylaşacağım sizlerle.
Türkiye'de olmadığım zamanlarda bir iletişim yeri olacak burası.Aileme, sevdiklerime ve öğrencilerime buradan ulaşabileceğim.Bir nevi öğrencilerim için danışmanlık devam edecek, onlara okul öncesi eğitimi alanıyla ilgili yeni bilgiler vermeye çalışacağım bir yandan; bir yanda da ailemle ve sevdiklerimle de orda yaşadıklarımı ve yaptıklarımı paylaşacağım. Yaşadığım, çalıştığım yerleri burdan gösterebileceğim sizlere. Yaşanacak özlem biraz olsa da azalacak böylece.
Heyecanlı mıyım? Sanırım henüz daha başlamadı heyecan, kaygı da hissetmiyorum şimdilik.Sanırım daha olan bitenin farkında değilim..Aklımda daha önemli gördüğüm sorunlar, bitirmem gereken işler, gidene kadar yerine getirmem gereken sorumluluklarım ve her hafta yoğun bir şekilde geçecek programım var. Bunlardan arda kalan zamanlarda ise gideceğim için benden daha heyecanlı olan ailemle, üzülen ve kaygılanan sevdiğimle uğraşıyorum.
Orda kimlerle karşılacağım ve neler yaşacağım hakkında hiç bir fikrim yok Üzülebilirim, kırılabilirim, mutlu olabilirim, mutsuz da olabilirim.Hepsini yaşamak gerek, yaşamda nerde olursa olsun bunlar var ve hepsi de insanlar için..İnsanlar için olmamasını dilediğim üç şey var sadece; açlık, yoksulluk ve savaş. Bu üçünün insanlara yaşattığı duyguları ve kendilerini ortadan kaldırmak isterdim..
"Fırsatlar ülkesi" ! "Amerika'ya" gidince şu an savunduğum düşüncelerim ne kadar değişebilir bilemiyorum. Sadece açlık, yoksulluk, savaş adına söylemiyorum. Hiç bir insanın, bu üçünün dünyada olması gerektiğini savunacağını düşünmüyorum.. Benim demek istediğim "Evet, ben de olmasını istemiyorum" demekten daha başka bir şey. Adil ve eşitlikçi bir ülke/dünya için düşündüklerim, olması gereken çözümler, şu an gündem de olan "özgürlük" anlayışından daha farklı bir özgürlük anlayışı..Yaşanılan örnek ülkeler var önümüzde. (Amerika değil tabiki bu..Ama onun iyi anlaşamadığı ülkeler var ;) )
Bütün aklımdan geçenler için gideceğim yerde olan biteni görüp, yaşamak gerek. Orda bulunup, tüm dünyaya ordan bakmak, izlemek ve takip etmek gerek. Değişecek düşüncelerim ve şu an olduğundan daha da ileriye gidecek eminim.
İşte bu yüzden dedim Özge'nin rüyası diye..Benim rüyam tüm insanlık adına..Hep öyleydi ve öyle olacak..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)